Türkiye’de Travesti Kimliğinin Evrimi

Türkiye’de travesti gruplarının, çok kutuplaşmış bir toplum olduğu söylenen nefret cinayetleri, taciz, tecavüz ve eşitsizliklerden kurtulmaya çalıştıkları bildiriliyor.

Türkiye’deki travestiler sadece devletten değil, kendi ailelerinden ve topluluklarından da ayrımcılığa maruz kalıyor. Birçok aile çocuklarını transseksüel veya eşcinsel oldukları için reddediyor. Örneğin Dilek isimli trans bir kadın trans olarak çıktıktan sonra babası tarafından öldürüldü.

Raporlara göre, onu defalarca bıçakladı ve ardından cesedini balıkçılar tarafından bulunduğu denize attı. Cinayetin ardından, bu cinayet davasında suç ortağı olmakla suçlanan annesi de dahil olmak üzere aile üyeleri hakkında soruşturma başlatıldı.

Türkiye'de travesti aktivist lideri Nora Şenkal ile röportaj
Türkiye’de travesti aktivist lideri Nora Şenkal ile röportaj.

Başka bir rapor, son iki yılda cinsel yönelimlerini veya cinsiyet kimliklerini reddetmeleri nedeniyle yalnızca kendi aileleri veya partnerleri tarafından öldürülen 20’den fazla travesti vaka olduğunu gösteriyor.

Rapora göre bu cinayetler, toplumun kendilerine biçtiği cinsiyet rollerine uymadıkları veya yabancılardan gelen evlenme tekliflerini reddettikleri için “namus” gerekçesiyle işlendi.

Türkiye’de travesti kimliği yeni değil. Travesti bireyler yüzyıllardır ülkede yaşıyorlar, ancak toplumun çoğunluğu tarafından görmezden gelindiler.

Türkiye’de travestileri ayrımcılık ve şiddetten koruyan yasalar yok. Aslında, travesti bireyler için hiçbir koruma yoktur. Ayrıca resmi belgelerde veya pasaport ve kimlik kartı gibi diğer belgelerde cinsiyet kimliğini değiştirmeye yönelik yasal veya tıbbi prosedürler de bulunmamaktadır.

Travesti bireyler genellikle cinsiyet kimlikleri nedeniyle eğitime, sağlık hizmetlerine, istihdama ve barınmaya erişimden mahrum bırakılmaktadır.

Ayrıca toplumsal yaşamda cinsiyet kimliklerinin yasal olarak tanınmaması nedeniyle ciddi insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bazı travesti bireyler, sosyal damgalama ve ayrımcılık nedeniyle aileleri tarafından veya kendi elleriyle öldürüldü.

Türkiye’deki travesti gruplarının, çok kutuplaşmış bir toplum olduğu bildirilen nefret cinayetleri, taciz, tecavüz ve eşitsizlikten kurtulmaya çalıştıkları bildiriliyor.

Türkiye, modern tarihinin büyük bölümünde nispeten muhafazakar bir ülke olmuştur. 2003 yılından beri iktidarda olan ülkenin mevcut cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, otoriter yönetimi ve tüm muhalif sesleri bastırması nedeniyle insan hakları grupları tarafından eleştirildi.

Türkiye’deki LGBTİ topluluğu bu kuralın bir istisnası değildir. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne (HRW) göre, Türkiye’deki LGBTİ gruplarının, çok kutuplaşmış bir toplum olduğu bildirilen nefret cinayetleri, taciz, tecavüz ve eşitsizlikten kurtulmaya çalıştıkları bildiriliyor.

LGBTİ grupları, hükümetin kendilerine yönelik ayrımcı politikalarına karşı mücadele ediyor. Kamusal yaşamda seslerinin duyulmasını ve eşit haklara sahip vatandaşlar olarak tanınmalarını istiyorlar.

Anayasa Mahkemesi’nin eşcinsel evliliği, cinsiyet veya cinsel yönelime bakılmaksızın kanun önünde eşitliği güvence altına alan Türk Anayasası’nın 36. maddesi uyarınca bir hak olarak tanıdığı 2014 yılına kadar Türkiye’de LGBTİ bireyler için hiçbir yasal koruma bulunmadığını bildirdi. Bununla birlikte, cinsiyet kimliği veya cinsel yönelime dayalı ayrımcılığa karşı hala bir yasa bulunmamaktadır.

2015 yılında bir trans erkek emniyet kemeri takmadan araba kullandığı için durdurulduktan sonra polisler tarafından öldürüldü; elleri arkasından kelepçeliyken yakın mesafeden beş el ateş edildi. Ölümü protestolara yol açtı.

Türkiye’deki travesti topluluğu birçok zorlukla karşı karşıya. Hükümet, toplumun ihtiyaçlarını ihmal etmekle suçlanıyor ve transseksüel kimlik konusunda bir anlayış eksikliği var.

Hrant Dink Vakfı’nın (HDF) Uluslararası Af Örgütü Türkiye iş birliğiyle hazırladığı “Türkiye’deki Translar Türkiye’deki Transların Durumu ve Korunmalarının Hukuki Çerçevesi Üzerine Bir Rapor” başlıklı raporda şu ifadelere yer verildi: Türkiye’deki LGBTİ grupları, çok kutuplaşmış bir toplum olduğu söylenen nefret cinayetleri, taciz, tecavüz ve eşitsizlikten kurtulmaya çalışıyor.

Ayrıca transfobik şiddetin yaygın olduğunu ve genellikle cezasız kaldığını söyledi. Trans bireylere karşı ayrımcılık, istihdam haklarına olduğu kadar eğitim ve sağlık haklarına da yansımaktadır. Transseksüelleri ayrımcılığa veya nefret suçlarına karşı koruyan yasalar yoktur; ne ulusal düzeyde ne de yerel düzeyde.

Yorum yapın

beylikdüzü travestileri şişli travestileri